TCK 128

tck 128
tck 128

TCK 128 İddia ve Savunma Dokunulmazlığı

TCK 128 İddia ve Savunma Dokunulmazlığı, kişilerin yargı mercileri veya idari makamlar önünde haklarını ararken yaptıkları açıklamalar nedeniyle belirli şartlar altında cezalandırılmamalarını sağlayan hukuki bir düzenlemedir. Bu güvence; dava dilekçeleri, savunmalar, itirazlar, şikayetler ve resmi makamlara yapılan başvurular sırasında uyuşmazlıkla bağlantılı iddia ve değerlendirmelerin serbestçe ileri sürülebilmesine hizmet eder. Ancak düzenleme, her türlü ağır veya küçük düşürücü ifadenin sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez.

Bir dilekçede, duruşmada veya resmi başvuruda kullanılan ifadelerin hakaret suçu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken yalnızca kelimelere değil; açıklamanın amacı, uyuşmazlıkla bağlantısı, dayandığı olaylar ve kullanıldığı bağlam birlikte incelenir. İzmir’de Ceza Avukatı tarafından yapılacak hukuki değerlendirmede başvurunun tamamı, dosyadaki deliller ve ifadelerin hangi hakkın korunması amacıyla kullanıldığı önem taşır.

TCK 128 Nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesine göre yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı ya da sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişilerle ilgili somut isnatlarda veya olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilmez. Bunun için isnat ve değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

TCK 128, kişinin hakkını ararken olayları açıklayabilmesini ve karşı tarafın davranışları hakkında değerlendirme yapabilmesini güvence altına alır. Bir kişi, uğradığını düşündüğü haksızlığı anlatmadan dava açamaz, şikayette bulunamaz veya savunma yapamaz. Kanun bu nedenle hak arama özgürlüğü ile kişilerin şeref ve saygınlığının korunması arasında bir denge kurmaktadır.

İddia ve Savunma Dokunulmazlığının Anayasal Dayanağı

İddia ve savunma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün bir parçasıdır. Herkes, meşru araç ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı sıfatıyla iddia ve savunmada bulunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.

Bu hakkın etkili biçimde kullanılabilmesi için tarafların uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak olayları açıklayabilmesi gerekir. Kişilerin, dile getirdikleri her iddia nedeniyle cezalandırılma endişesi taşıması savunma hakkını işlevsiz hâle getirebilir. Bununla birlikte anayasal güvence de sınırsız değildir. Açıklamanın hak arama amacıyla yapılması, dosyanın konusuyla ilişkili olması ve kullanılmasını gerektiren olgusal bir temele dayanması aranır.

TCK 128 İddia ve Savunma Dokunulmazlığının Şartları Nelerdir?

Açıklama yetkili bir makam önünde yapılmalıdır:

Korumanın uygulanabilmesi için yazılı veya sözlü açıklamanın bir yargı mercii ya da idari makam nezdinde yapılması gerekir. Mahkemeye sunulan dava ve cevap dilekçeleri, duruşmada yapılan açıklamalar, savcılığa verilen şikâyet veya savunmalar, kanun yolu başvuruları ve yetkili idari makamlara sunulan dilekçeler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Aynı ifadelerin sosyal medyada paylaşılması, basına gönderilmesi, kalabalık bir ortamda söylenmesi veya uyuşmazlığın tarafı olmayan kişilere iletilmesi ise kendiliğinden İddia ve Savunma Dokunulmazlığı kapsamında değildir. Bir sözün avukat tarafından yazılması ya da bir dava hakkında söylenmesi de tek başına koruma sağlamaz. Açıklamanın kanunda belirtilen makamlar nezdindeki iddia veya savunma faaliyeti içinde bulunması gerekir.

İsnat veya değerlendirme gerçek ve somut vakıalara dayanmalıdır:

TCK 128 kapsamında yapılan açıklamanın dayanaksız bir kişisel saldırı olmaması gerekir. Dosyada bulunan belge, yazışma, tanık anlatımı, sözleşme, tutanak, kamera kaydı veya tarafların davranışları gibi belirlenebilir olgular, açıklamanın vakıasal temelini oluşturabilir.

Buradaki inceleme yalnızca kullanılan ifadenin doğru olup olmadığıyla sınırlı değildir. İsnadın hangi olaylara dayandırıldığı ve bu olayların iddia veya savunmada ileri sürülmesini haklı gösterecek nitelikte olup olmadığı da araştırılır. Hiçbir olay gösterilmeden bir kişiyi aşağılamaya yönelik soyut sözler kullanılması durumunda TCK 128 korumasından yararlanılması mümkün olmayabilir.

İfadeler uyuşmazlıkla bağlantılı olmalıdır:

Dava veya başvuru konusu ile kullanılan sözler arasında makul ve işlevsel bir ilişki bulunmalıdır. Açıklama; bir talebi, itirazı, delili veya savunmayı desteklemeli ve uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek nitelikte olmalıdır.

Örneğin bir güven ilişkisine dayanan sözleşmenin ihlal edildiği ileri sürülürken tarafın belirli davranışlarının açıklanması gerekli olabilir. Buna karşılık uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan özel hayat bilgilerinin aktarılması, geçmişte yaşanan ilgisiz olayların anlatılması veya kişinin ailesine ve kişisel özelliklerine yönelen ifadelerin kullanılması bağlantı şartını karşılamayabilir.

Savunmanın sınırları aşılmamalıdır:

Kanun, iddia ve savunma için gerekli açıklamalara koruma sağlar; sırf karşı tarafı küçük düşürmek amacıyla kullanılan gereksiz sözlere genel bir dokunulmazlık tanımaz. Aynı hukuki düşüncenin kişilik değerlerini daha az zedeleyen bir anlatımla ifade edilip edilemeyeceği somut olayda dikkate alınabilir.

Mahkeme değerlendirme yaparken sözün tamamını, dilekçenin genel içeriğini, uyuşmazlığın niteliğini ve taraflar arasındaki ilişkiyi birlikte ele alır. Tek bir kelimenin metinden koparılarak incelenmesi her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Bununla birlikte doğrudan sövme niteliğindeki, hiçbir hukuki gerekçeyi açıklamayan ve uyuşmazlığa katkı sağlamayan ifadeler koruma dışında kalabilir.

Hakaret Suçunda İddia ve Savunma Dokunulmazlığı

Hakaret Suçunda İddia ve Savunma Dokunulmazlığı, genellikle Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu yönünden gündeme gelir. Bir dilekçede veya duruşmada kişiye belirli bir fiil ya da olgu isnat edilmesi yahut kişinin şeref ve saygınlığını etkileyebilecek olumsuz bir değerlendirme yapılması durumunda öncelikle TCK 128’in şartları araştırılmalıdır.

Şartların bulunması hâlinde kanundaki ifadeyle “ceza verilmez.” Ancak bu sonuç otomatik değildir. Açıklamanın nerede yapıldığı, hangi hukuki talebi desteklediği, hangi somut olaylara dayandığı ve uyuşmazlık için gerekli olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle aynı söz bir dosyada savunma dokunulmazlığı içinde kabul edilirken, farklı bir bağlamda hakaret suçu bakımından sorumluluk doğurabilir.

TCK 125, TCK 127, TCK 128 ve TCK 129 Arasındaki Fark

  • TCK 125: Hakaret suçunun temel unsurlarını ve bazı nitelikli hallerini düzenler.
  • TCK 127: Bir kişiye somut bir fiil isnat edilmesi durumunda isnadın ispatına ilişkin şartları düzenler.
  • TCK 128: Yargı veya idari makam önündeki iddia ve savunmalar kapsamında yapılan açıklamalara ilişkin güvenceyi düzenler.
  • TCK 129: Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi, kasten yaralamaya tepki veya karşılıklı hakaret gibi durumları kapsar.

Bu maddeler birbirine yakın görünse de farklı hukuki kurumları düzenlemektedir. Özellikle TCK 128 ile isnadın ispatını düzenleyen TCK 127 aynı değildir. Bir açıklamanın dava veya savunmayla bağlantılı olması ile isnat edilen fiilin ispat edilmesi farklı değerlendirmeler gerektirir.

İddia ve Savunma Dokunulmazlığı Kimleri Kapsar?

Koruma yalnızca avukatlara özgü değildir. Davacı, davalı, şüpheli, sanık, müşteki, katılan ve bunların vekil veya müdafileri tarafından yapılan açıklamalar, kanundaki şartları taşıması hâlinde kapsamda değerlendirilebilir. Belirleyici olan yalnızca kişinin sıfatı değil, açıklamanın iddia veya savunma hakkının kullanılması sırasında yapılmasıdır.

Avukatların müvekkillerinin haklarını etkili biçimde savunabilmeleri için olayları hukuki açıdan nitelendirmeleri gerekebilir. Ancak mesleki sıfat, uyuşmazlıkla ilgisiz veya tamamen kişisel saldırı niteliğindeki ifadeleri kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Her açıklama, dosyanın koşullarına göre ayrıca incelenir.

Hangi İfadeler TCK 128 Kapsamında Değerlendirilmeyebilir?

  • Uyuşmazlığın çözümüyle hiçbir bağlantısı bulunmayan kişisel saldırılar,
  • Herhangi bir somut olaya dayanmayan aşağılayıcı nitelendirmeler,
  • Karşı tarafın ailesine, fiziksel özelliklerine veya ilgisiz özel hayatına yönelen sözler,
  • Dilekçedeki iddiaların ayrıca sosyal medyada veya kamuya açık platformlarda yayımlanması,
  • Hukuki talebi açıklamak için gerekli olmadığı hâlde tekrarlanan ağır ifadeler,
  • Resmi başvurunun yalnızca kişiyi küçük düşürmek amacıyla araç olarak kullanılması.

Bu örnekler kesin bir suç değerlendirmesi anlamına gelmez. İfadenin bağlamı, tarafların konumu, dosyadaki olaylar, hitap edilen makam ve açıklamanın amacı birlikte değerlendirilmelidir.

Dilekçede Kullanılan Hakaret İçeren Sözler Suç Oluşturur mu?

Bir sözün dava dilekçesinde, cevap dilekçesinde veya savunma metninde bulunması tek başına suç oluşturmadığı gibi kendiliğinden hukuka uygun olduğu anlamına da gelmez. Mahkeme öncelikle sözün uyuşmazlığın anlatılması için gerekli olup olmadığını ve somut bir olgusal temele dayanıp dayanmadığını inceler.

Örneğin belgede sahtecilik yapıldığı iddiasının bir ceza şikayetinde veya belgenin geçerliliğine ilişkin davada açıklanması, dosyanın konusuyla bağlantılı olabilir. Aynı isnadın delilsiz biçimde ilgisiz kişilere yayılması veya kamuya açık hesaplarda paylaşılması ise farklı bir hukuki değerlendirmeye yol açabilir.

2026 Yılında Dijital Dilekçeler ve Yapay Zeka Kullanımı Bakımından TCK 128

UYAP üzerinden sunulan elektronik dilekçeler, çevrim içi duruşmalardaki beyanlar ve resmi makamlara dijital yollarla yapılan başvurular bakımından da açıklamanın içeriği ve sunulduğu bağlam önemini korur. Belgenin elektronik ortamda hazırlanması, TCK 128 şartlarını değiştirmez.

Yapay zeka araçlarıyla hazırlanan dilekçelerde ise otomatik olarak oluşturulan ağır nitelendirmelerin, doğrulanmamış suç isnatlarının ve dosyayla ilgisiz kişisel bilgilerin metinden çıkarılması gerekir. Metni bir yazılımın üretmiş olması, dilekçeyi sunan kişinin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Her ifade somut dosya, mevcut deliller ve uyuşmazlığın kapsamı dikkate alınarak kontrol edilmelidir.

TCK 128 Kapsamında Bir Şikayetle Karşılaşılırsa Ne Yapılmalıdır?

Hakaret iddiasına konu dilekçe veya beyanın yalnızca belirli bir cümlesi değil, tamamı incelenmelidir. İfadenin hangi talebe ilişkin olduğu, öncesinde ve sonrasında nelerin açıklandığı, hangi delillere dayanıldığı ve hangi makama sunulduğu tespit edilmelidir. Dilekçeler, duruşma tutanakları, UYAP kayıtları, ek belgeler ve uyuşmazlığın geçmişini gösteren kayıtlar korunmalıdır.

Savunmada TCK 128’in uygulanması talep edilecekse açıklamanın somut olaylarla ve uyuşmazlıkla bağlantısı açık biçimde gösterilmelidir. Şikayette bulunan taraf bakımından ise sözlerin neden hak arama sınırlarını aştığı ve uyuşmazlığın çözümü için neden gerekli olmadığı somutlaştırılmalıdır.

TCK 128 İddia ve Savunma Dokunulmazlığı – Sık Sorulan Sorular

  • TCK 128 mutlak bir dokunulmazlık sağlar mı?: Hayır. Koruma, yalnızca yargı veya idari makam önündeki iddia ve savunmayla bağlantılı, gerçek ve somut vakıalara dayanan açıklamalar için gündeme gelir.
  • Avukatın dilekçede yazdığı her ifade koruma altında mıdır?: Hayır. Avukat tarafından yazılmış olması tek başına yeterli değildir. İfadenin uyuşmazlıkla bağlantılı ve savunma için gerekli olması aranır.
  • Savcılığa verilen şikâyet dilekçesi TCK 128 kapsamında olabilir mi?: Şikayet dilekçesindeki isnatlar, şikâyetin konusu ve dayandığı somut olaylarla bağlantılıysa düzenleme kapsamında değerlendirilebilir. Sonuç, her dosyanın özelliklerine göre belirlenir.
  • Mahkemeye sunulan dilekçenin sosyal medyada paylaşılması koruma altında mıdır?: TCK 128, yargı veya idari makam önündeki başvuru ve savunmayı korur. Dilekçenin kamuya açık biçimde ayrıca yayımlanması farklı bir fiildir ve otomatik olarak aynı korumadan yararlanmaz.
  • İsnadın doğru çıkmaması hâlinde mutlaka hakaret suçu oluşur mu?: Tek başına iddianın kabul edilmemesi veya ispatlanamaması otomatik olarak hakaret suçunun oluştuğunu göstermez. İsnadın hangi verilere dayandığı, nasıl ifade edildiği ve uyuşmazlıkla ilişkisi birlikte incelenir.
  • TCK 128 tazminat sorumluluğunu da tamamen kaldırır mı?: TCK 128 ceza hukuku bakımından düzenlenmiştir. Kişilik haklarına saldırı iddiasına dayanan manevi tazminat talepleri, özel hukuk kuralları ve hak arama özgürlüğü arasındaki denge kapsamında ayrıca değerlendirilir.

TCK 128 Kapsamında Hukuki Değerlendirme

TCK 128 İddia ve Savunma Dokunulmazlığı dosyalarında yalnızca kullanılan kelimeler üzerinden sonuca ulaşılması yeterli değildir. İfadenin geçtiği metnin bütünü, uyuşmazlığın konusu, dayanak belgeler, başvurunun amacı ve açıklamanın sunulduğu makam birlikte değerlendirilmelidir.

Şancı&Çankaya Hukuk Bürosu, İzmir’de iddia ve savunma dokunulmazlığı, hakaret suçu ve ceza yargılamasına ilişkin uyuşmazlıklarda somut dosyanın özelliklerini dikkate alarak hukuki değerlendirme ve avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her olayın delilleri ve koşulları farklı olduğundan, uygulanacak hukuki yol dosya özelinde belirlenmelidir.